Saz fiyatları,Saz,Elektro saz,Bağlama,Saz bağlama,Bağlama fiyatları,Bağlama nota yerleri,Uzun sap bağlama,Kısa sap bağlama,Bağlama akor,Bağlama akord,Bağlama çalma
3 sene önce bakkalgrup tarafından yazıldı, kez görüntülendi ve hiç yorum yapılmadı.

Haber Arşivi

Bağlamada Kayıt Dışı

11 Ekim 2012

Anadolu halk müziğinin en önemli çalgılarından bağlamanın da kayıtdışı üretimi çıktı. Her ay 2 binin üzerinde bağlamayı dışarı gönderen İzmir, “Bağlamanın Çin’i” oldu. Ege Üniversitesi (EÜ) Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Görevlisi Ümit Çiçekçioğlu kalitesiz malzemelerle yapılan bağlamaların heves kırdığına dikkat çekti.
Türkülerin olmazsa olmaz tınısı, Anadolu kültürü denince akla gelen ilk enstrümanlardan olan bağlamayı kötü biçimde üretenler aynı zamanda genç kuşakların da bu çalgıdan uzaklaşmasına neden oluyor. Özellikle kendi piyasasında “Bağlamanın Çin’i” gibi kötü bir ün kazanmış olan İzmir’den her ay 2 binin üzerinde bağlama ülkenin dört bir yanına dağılsa da büyük çoğunluğu çıkardığı “teneke gibi sesle” kendini çalanı müzikten soğutuyor.

Özünü bozuyorlar
Bu kötü imajı yıkmak ve her yaştan insana bağlamayı sevdirmek ve uzun yılların çalgı yapımı birikimini değerlendirmek için öğrencileri Erkan Çabuk ve Yusuf Özcanlı ile birlikte ilk atölyesini Bornova’da açan EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Çalgı Yapımı Bölümü Öğretim Görevlisi Ümit Çiçekçioğlu, sıkıntılarını dile getirdi. Konservatuvarda “Bağlama Yapım Atölye”, “Bağlama İcra” ile “Halk Müziği ve Nazariyat” derslerini veren Çiçekçioğlu, nasıl türkülerin geleceğe taşınması için özünün bozulmaması gerekiyorsa, bağlamanın da gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için geleneğine ve kuralına uygun bir biçimde yapılması gerektiğini savundu.
Bağlama yapan ustanın, onu çalmayı da bilmesi gerektiğini vurgulayan Çiçekçioğlu, “Yoksa onu çalacak kimseyle empati kuramaz ve isteklerini anlayamazsınız. İkinci olarak bağlama, fabrikasyon üretimi kaldırabilecek bir çalgı değildir ve kişiye özel yapılmalıdır. Çünkü bağlamayı çalacak kişinin anatomik yapısından ses rengine kadar pek çok faktör, kullanılacak ağacın cinsini, sap ve tekne özelliklerini belirler” bilgisini verdi.

2 BİN ADET
Her üretimde olduğu gibi bağlamada da kayıt dışının sorun olduğunu dile getiren Çiçekçioğlu, “Maalesef piyasada özellikle İzmir’in kötü bir imajı ve ünü var. Burada iyi bir çalgı eğitimi veren okul olmasına rağmen pek çok kişiden İzmir için ‘bağlamanın Çin’i’ tanımlamasını duyabiliyorsunuz. Rakamlar da üretim gibi kayıt altında olmasa da İzmir’den her ay 2 binin üzerinde bağlamanın Türkiye’nin çeşitli illerine gittiği biliniyor. Ama kentteki bağlama ustasını düşünürseniz o kadar kısa bir sürede bu kadar fazla üretimin olması mümkün değil. Bu da giden pek çok bağlamanın kayıt dışı bir şekilde, kalitesiz malzemelerle üretildiği anlamına geliyor” dedi.

MOR GÜL AĞACI
Türkiye’de çalgı yapımcılarının en büyük sıkıntılarından birinin başta ağaç olmak üzere uygun malzeme bulmak olduğunu kaydeden Çiçekçioğlu, bağlama yapımı için ağaç seçiminin hayati olduğunu kaydetti. Çiçekçioğlu, son olarak “Mor Gül” olarak bilinen ve gül ağacı familyasından bir cins olan Amarant ağacından bir bağlama yapmaya başladıklarını, bağlamanın rengiyle dikkat çektiğini de sözlerine ekledi.

Bağlama ‘kıro çalgısı’ Değil Mi!

16 Ağustos 2012

Bazıları Yedi Karanfil’in değişmez fon müziğinden, bazıları Eurovision’da şanımızı yürüten ‘Dinle’ parçasından hatırlar Ahmet Koç’u. Özellikle Zülfü Livaneli ve Ahmet Kaya tutkunları ise uzun yıllar boyunca yakın markajda tutarlar kendisini. Aynı zamanda Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYOBİR) Başkanlığı’nı da yürütüyor. Uzun sözün kısası Gripin, Kibariye, Göksel ve Betül Demir ile yaptığı düetlerle şenlendirdiği ‘Renkli-Türkçe’ albümü ve son aylarda büyük beğeni kazanan Ahmet Koç’la buluştuk.

Albümün ismi ‘Renkli-Türkçe’. Türkçesi zaten belli, ‘Renkli’siyle de müziğin renklerine gönderme diyebiliriz. Bu ismi seçmenin başka nedenleri var mı? 
İçerik olarak senin söylediğin gibi ama biçimsel olarak da bir anlamı var. Albümdeki fotoğraflara dikkat edersen hafif bir Tarantino kahramanı havası var. Daha doğrusu Frank Miller’ın ‘Sin City’ filminin afişini hatırlarsan, siyah-beyazdır ama kadının sadece dudakları kırmızıdır, onun gibi. Mehmet Turgut’a böyle böyle bir şey hayal ediyorum diyerek ‘Sin City’nin DVD’sini gösterdim. Benim de zaten tarzım bu dedi. Çekince böyle film afişi gibi oldu. Eski film afişlerini hatırlarsan, o zamanlar altyazı yok, altta yazar ‘Renkli-Türkçe’. Bir afiş tadında olsun diye böyle istedik.

Albümün açılışını gelmiş geçmiş en başarılı jingle’lardan biri olan ‘Sucu Çocuk’ ile yapıyorsun. Akıcı düzenlemesi sayesinde kimliğini kaybetmeden yeni bir hale gelmiş. 
Zaten Reklamcılar Derneği ‘Sucu Çocuk’u en akılda kalan melodi seçmiş, Mesut Yar söyledi. 1995’ten aramızdan ayrılana kadar Melih Kibar’la birlikte çalışmıştım. Bütün yaptığı reklam ve film müziklerinde, bağlama varsa benimdir. Benim albümlerimi çok beğenirdi ve hatta müziğimin ikinci evresi olarak gördüğüm ‘Paradoks’ albümünün kapağını açınca Melih Kibar’ın yazısını görürsünüz. Melih Abi ile bunca yıllık dostluğumuz var. Ama eşi Ethel Hanım kullanmayı teklif ettiğimde nasıl karşılar bilemediğim için korkarak randevu aldım. Ethel Hanım, “Ahmetçiğim senin bağlamanla bu parçayı çok güzel duyarız, tamam parça senindir” diyince ben tabii uçarak çıktım. Bütün bağlamalar giriyor çıkıyor, kimi zaman üst üste çalıyor, yürüyor yürüyor yürüyor, en sonunda bir patlama noktası var ki, parça orada bitiyor.

Özellikle cura ile parçanın ucu açılmış. Bambaşka tınlıyor. 
Daha önce yaptığım ‘Paradoks’ albümünde ‘Godfather’ da cura ile başlıyordu. Onu büyük bir kesim yıllarca İtalyan mandolini gibi dinledi. Ben de bunu vermek istedim zaten. Cura çok güzel bir enstrüman. Mesela Zülfü Livaneli ’nin müziğinin de yarısını cura teşkil eder.

O zaman Livaneli’den devam edelim. ‘Sus Söyleme’ çok bilinen ve sevilen bir parça. Bu gibi parçalar üstünde oynamak tehlikelidir aslında. 
Gripin benim müziğimi çok beğeniyormuş, epey bir dinlemişler beni. Yapacağımız ortak parçanın da onlara uygun olması, onların ses rengini ortaya çıkarması gerekiyordu. Biz Zülfü Abi ile yıllar önce çalışırken yapmıştık ‘Sus Söyleme’yi. ‘Mutlu aşk yoktur’ dizesi zaten belleklere kazınmıştır. Bu şarkının orijinalinde bağlama yoktu. Piyano ve gitar vardı. Bu şarkıya sıra geldiğinde ben sahnede dinleyen kişiydim, gözlerimi kapatıp dinliyordum. Sonrasında kendim için böyle bir albüm yaparken o partisyonları bağlama ile çalmaya karar verdim. Gripin de çok coşkulu bir aranjman yapınca ben de üstüne bağlama partilerini koydum. Sevindirici olan şey ise şu an Gripin’in en çok istek alan parçasıymış, sahnede de söylüyorlar. İnşallah yakın bir zamanda birlikte de bir konser veririz.

Zülfü Livaneli ile Gripin’in dinleyicisi farklı mı? 
Hayır. Konser verdiğimiz kitle aynı kitle. Benim enteresan bir kitlem var. Ben Gencebay parçasını çaldığım zaman ölüp bitenler var. Bir de enstrümantal müziğimi dinleyen eğitimli ve çok acımasız bir kesim var. Böyle bir şey yapınca en çok kaybedecek kişi aslında ben olurdum ama üçlü sacayağı çok iyi oturdu. Gripin de çok stres çekmiş daha önce hiç bağlama kullanmadıkları için.

O zaman yeri geldi; çalan, seven, dinleyen ve herkesten özür dileyerek sadece önyargıyı dillendirmek adına konuşalım şimdi. 
Bağlama ‘kıro çalgısı’, değil mi! Git şimdi Powerturk TV’dekilere bağlama hakkındaki görüşlerini sor. “Efendim olur mu, bağlama çok sevdiğimiz bir çalgımızdır” derler ama bağlama olan klipleri yayımlamazlar. Benim klibim yayımlandı, ondan sonra ne oldu peki? Gece saat 2’de, sabaha karşı 4’te, 6’da yayımlanmaya başladı. Allah razı olsun. Ama bu çok ayıp bir şey. Sizin Türk müzik dinleyicisine ve endüstrisine karşı bir sorumluluğunuz var. Sen Dreamturk TV ’den daha mı Batıcısın ki benim klibimi o yayımlıyor? Bir yayın politikanız yok mu? Hayır, çünkü bağlama deyince akıllarına başka şeyler geliyor. Kendinizi bir fanusa hapsetmişsiniz, tüm dünyanın playlistinizde yer alan 30 şarkıdan ibaret olduğunu sanıyorsunuz. Ama merak etmeyin halk size gerekli cevabı verir. Bak MTV kapattı gitti. Kanalın başındaki o Fransız arkadaş biraz fazla Fransız kalıyor.

Nermin Kurban’ın sözleriyle albümün baş tacı ‘Yok mu Sayalım’ı Kibariye yine müthiş söylüyor. 
Marwan Khoury’ye ait bir Ortadoğu parçası bu. Parçayı daha dinler dinlemez eşim ve ben “Bu Kibariye” dedik. Çünkü güçlü bir Ortadoğu şarkısı. Sosyal medyada da bu şarkı beni çok mutlu ediyor. Her çeşit dinleyici seviyor. Çünkü Kibariye içimizden biri. İçi içine sığmayan biri. İnsani duyguları her şeyden ağır basıyor. Sıcak ve samimi.

AHMET KAYA’YA YAZIK OLDU
‘Şiire Gazele’ vaktiyle Ahmet Kaya için yaptığın bir şarkı, arabesk bir damar var. Ahmet Kaya’ya itibarı yalan yanlış iade edilirken onun için ne söylersin? 
Ahmet Kaya çok önemli bir yorumcu, çok iyi bir ses, çok iyi bir besteciydi. Şanssız biriydi. Boş yere hayatını kaybettiğini düşünüyorum. MGD gibi her çeşit insanın bir araya geldiği bir yerde bence o söylediklerini söylememeliydi. Bana göre o söylediklerini Siyaset Meydanı’nda söyleyebilirdi. Ama bu olayı haklı gördüğüm anlamına kesinlikle gelmiyor. Boş yere ülkesinden oldu ve sıla hasreti içinde hayatını kaybetti. Benim güzel ülkemde herkes her şeye çok çabuk alışıyor ve her şeyi çok çabuk unutuyor. Ahmet Kaya yaşasaydı çok güzel eserler ortaya koyacaktı. Yazık olduğunu düşünüyorum.

YORUMCULARIN HAKLARINI KORUYORUZ
Müzik Yorumcuları Meslek Birliği Başkanısın. Kabaca sorayım, MÜYORBİR ne işe yarıyor? 
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre kurulmuş bir meslek birliği. Eğer umuma açık bir alanda müzik yayını yapıyorsanız teklif hakkı ödemeniz gerekir. Söz yazarı ve besteciye, o müziği yayımlayan yapımcıya ve yorumcuya. Bunların her birinin bir meslek birliği var. Biz yorumcuların icralarını koruma altına almış meslek birliğiyiz. Çalışmalarımız daha çok lisanslama üstüne. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu aslında 1952’de çıkmış ama uygulaması kötü. Bugün de başarılı değil. Lisanslama yaparken Kültür Bakanlığı’nın ve yerel yönetimlerin bize çok destek olmaları gerekiyor. İnşallah 2012 sonunda Türkiye başka bir Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile yoluna devam edecek.

Amerikalı Doktora Öğrencisinden Elektro-Saz Belgeseli

26 Temmuz 2012

Ünlü sanatçı Orhan Gencebay, New York’ta doktora konusu oldu. The City University of New York’ta (CUNY) doktora öğrencisi olan George Murer, elektro-bağlamının nasıl ortaya çıktığını araştırmak için Orhan Gencebay ile röportaj yaptı. Gencebay, elektro-saz tekniğini, elektro-gitardan aldıklarını belirterek, “1960′larda Japon firması Sony ve Amerikan firması Fender’e elektro-bağlama için ölçümleri göndermeyi düşündük ama olmadı” diye konuştu.

Turkishny’a konuşan George Murer, doktora tezi için elektro-bağlama konusunda yaptığı çalışmaları anlattı. CUNY Ethnomusicology’de doktora okuyan Murer, doktora konusunun Hint, Horosan-Fars ve Anadolu-Mezopotamya müzikleri olduğunu belirterek, bu amaçla son yıllarda Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye defalarca gittiğini söyledi.

ROCK MÜZİK HAYRANI KAZANCI BEDİH DİNLİYOR

İyi bir Rock ve Jazz müziği dinleyicisi olan Beatles hayranı Murer, bir yandan da etnik müziğe büyük ilgi duyuyor. Afrika, Asya başta olmak üzere geniş bir müzik arşivi olan Murer, Anadolu-Mezopotamya müziğine hayran olduğunu belirtirken, arşivinde birçok Türk, Kürt, Arap ve İranlı şarkıcının albümlerinin bulunduğunu kaydetti. Murer’in müzik arşivinde Kazancı Bedih, Murat Çobanoğlu, Abdullah Papur, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş gibi ozanların albümleri de bulunuyor.

BELGESEL HAZIRLIYOR

Küçük yaşta duyduğu zurna ve elektro-bağlamaya ilgi duyduğunu ve son dönemlerde bu alanda çalışma yaptığını ifade eden Murer, elektro-bağlamanın ortaya çıkışı konulu bir belgesel çalışması yürütüyor. Belgesel için Türkiye’ye en son geçen yıl giden Murer, önümüzdeki yıl da Türkiye’ye gitmeyi planladığını söyledi.

Türkiye’de belgesel çalışması için birçok sanatçı ile görüşen Murer, Orhan Gencebay ile de elektro-bağlamanın ortayı çıkışı konusunda geçen yıl bir röportaj yaptı.

‘MÜZİKTE SESLER DEĞİŞTİ’

Belgesel için çekilen röportajda, 1950 ve 1960′larda müzikte endüstrileşmenin hızlanmasıyla birlikte yeni müzik dallarının ortaya çıktığına dikkat çeken Gencebay, “Bu dönemlerde, Avrupa’da ve Amerika’da elektro müzik akımları başladı. Elektro gitarlar, klavyeler gibi… Bu akımlar, bütün dünyaya olduğu gibi ve Türkiye’ye de sıçradı. Elektronik müzikle beraber sesler değişti, çünkü bir takım efektler girdi müziğin içine” diyor.

‘TABULARI YIKMAK GEREKİYORDU’

Müzikte tabunun kabul edilemeyeceğini dile getirdiklerini ve bu nedenle yeniliğe ihtiyaç duyduklarını ifade eden Gencebay, “Bunu kabul edin artık, o klasik tabulaşmış hali ile götüremezsiniz artık. Hem orijinali koruyalım, hem de onları bugüne taşıyalım. Her nesil de bunu böyle yapsın” diyerek, o dönemki tartışmalarda düşüncelerini bu şekilde dile getirdiğini anlatıyor.

‘SONY VE FENDER’E BAŞVURACAKTIK AMA OLMADI…’

Gencebay, elektro-bağlamayı geliştirmek için büyük çabalar gösterdiklerini belirterek, bir yandan da müzik teknolojinin önde gelen şirketlerinden Japon firması SONY ve Amerikan firması FENDER’e başvurmayı düşündüklerini şöyle dile getiriyor:

“Hatta 1960′larda, ‘Biz bütün ölçümleri Japonya’ya gönderelim SONY’e veya Amerika’ya FENDER’e… Bize müzikal telleri daha bilimsel yapsınlar’ diye araştırmalar yaptık, fakat derine girmedik herhalde. Ama bu elektro manyetikleri bizim işimizi görmeye başlamıştı nispeten. Tek telli çalındı, iki telli çalındı, tambur halinde çalındı. Hepsini denedik. Şimdiki hallerinin daha iyi hale gelmesi lazım, benim düşüncem ve benim gibi düşünen birçok kişi var. Tellerin müzikal seslere uygun daha bir bilimsel hale getirilmesi gerekir. Ve buna göre de manyetiğinin olması lazım. Çünkü sazın yapısı böyle olduğu için biraz da elektro olarak şeklinin değişmesi lazım. Elektroda-sazın şekli ile akustik sazın çalınış şekli farklı olduğu için biz orada elektro-sazın özellerini hiç bir zaman istediğimiz gibi yansıtamadık. Zaten o yüzden gitar manyetiğini kullandık 60′larda ve hala da bunu kullanıyoruz. Çünkü gitar manyetiği gelişmişti. Elektro-bağlamaya has bir teknik geliştiremedik açıkçası ama kullanıyoruz. Bu yüzden de gitar tekniğinden yararlandık sadece. Çok farklı akustik bağlama. (Akustik bağlama çalıyor) mesela elektro-bağlamayı böyle çalamazsınız. Yüksek sesle beraber, tabi ki acilite daha farklı oldu. Tavır daha farklı bir müzik yapısı içerirken, elektro bağlamada bu serilik ve hakimiyet daha farklı oldu. Acilite daha gelişti. Böyle yararları da var ayrıca. Keşke bütün tavırları da rahatlıkla çalabilseydik.”

‘ELEKTRO-SAZ ROCK MÜZİĞİNİ ANDIRIYOR’

Belgesel çalışması için Türkçe’de öğrenmeye başlayan Murer, Gencebay’la Nisan 2011′de görüştüğünü belirterek, şöyle dedi:

Sazı nasıl modern bir hale getirdiklerini, mikrofonu nasıl yerleştirdiklerini merak ediyordum. Bu nedenle Gencebay’la görüştüm. Türkiye’de çok kişi bağlama çalıyor. Bir kısmı akustik saz, bir kısmı da elektro-saz çalıyor. Kimilerine göre elektro-saz daha estetik daha ritmik. Ortaya çıkan sound Rock müziği andırıyor. Zurna ve kemençe da bu müzik türünde çok önemli. Ben bunları Orhan Gencebay’a sordum. Yaklaşık 3 saat görüştük. Orhan Gencebay elektro bağlamayı popüler hale getirdi. Gerçekten insanı hayran bırakan büyük bir sanatçı.”

FAVORİ TÜRKÜSÜ ‘GEL YANIMA GEL GEL’

Türkiye’de yeni neslin hakkında fazla bilgi sahibi olmadığı Abdullah Papur, Muharrem Ertaş gibi ozanları nasıl tanıdığına ve elektro bağlamayı ilk ne zaman dinlediğine ilişkin soruya Murer, şu yanıtı veriyor:

“Ben lisedeyken, televizyonda çok fazla kayıtlar yayınlanıyordu. Ben de bunları dinlerken ozanlara, aşıkların müziğine ilgi duymaya başladım. 1994′de Türkiye’ye ilk gittiğimde Kapadokya’da elektro-sazı dinledim, çok sevdim. Elektro saz ile elektro gitar arasında birçok benzerlikler var. Mesela Neşet Ertaş’ın ‘Gel yanıma gel gel…’ türküsünü çok severim. Bunu Oğuz Yılmaz da söylüyor. Özellikle Oğuz Yılmaz’la görüşmeyi çok istiyordum. Fakat bir türlü görüşemedik. Benim Ankara ekolünden çıkan sanatçılara da ilgim var. Bu nedenle bu sanatçılara da ulaşmak istiyorum. Benim Kürt müziğine de ilgim var. Diyarbakır, Kızıltepe, Nusaybin, Derik’e de gittim. Suriye ve Irak’taki Kürt sanatçılarla da görüştüm. Elektro saz, bu bölgelerde daha çok düğünlerde çalınıyor. Düğünlerine gittim ve birçok sanatçıyı dinledim, röportajlar yaptım. Tüm bu çalışmalarım ve izlenimlerimi bir araya getirdiğimde ortaya gerçekten de çok geniş bir materyal çıktı.”

Küçük Ozanlardan Dev Koro

28 Mayıs 2012

Abdulkadir Nişancı – Bayburt’ta bir öğretmenin ücretsiz açtığı kursta bağlama çalmayı öğrendikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e konser veren, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) ile aynı sahneyi paylaşan öğrenciler, “Bayburt’un 100 Akları” korosunu oluşturmaya çalışıyor.

TOKİ Şair Celali İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Erdoğan Şahinoğlu’nun, öğrencilerinin okul dışındaki zamanlarını internet kafeteryalarda geçirmelerine üzülmesi nedeniyle ücretsiz olarak açtığı bağlama kursuna ilgi devam ediyor.

Şahinoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kursta öğrencilere bağlama çalmayı öğrettiğini belirterek, “Başlattığımız bu güzel çalışma ile öğrencilerime yeni ufuklar açmaya çalıştım. Öğrencilerimin ünü Türkiye çapında duyuldu” dedi.

Yaptığı işten büyük gurur duyduğunu ifade eden Şahinoğlu, “Öğrencilerimiz, okul dışındaki vakitlerini daha çok internette oyun başında geçiriyor. Onları internet ortamından kurtarıp, kültürümüzle kaynaştırmak amacıyla yola çıktım” diye konuştu.

-”Ehramı giysi olarak kullanıyoruz”-

Şahinoğlu, öğrencilerin kurs sayesinde boş vakitlerini daha iyi değerlendirdiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Kurs sayesinde ‘Genç Ozanlar Korosu’ ve ‘Bayburt Sazendeleri’ adlı ekipler oluşturduk. Ekibimle daha önce hayal bile edemediğimiz başarılı çalışmalara imza attık. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül başta olmak üzere, aralarında bakanların da olduğu birçok devlet büyüğüne konser verdik. CSO ile aynı sahneyi paylaştık. İstanbul, Ankara, Aydın, Trabzon ve Gümüşhane’de çeşitli konserler verdik. Bunlar öğrencilerimiz ve bizim için gurur verici şeyler.”

Konserlerin Bayburt’un tanıtımı için önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan Şahinoğlu, şunları kaydetti:

“Burada öğrencilerimize hem yöremizin hem de ülkemizin türkülerini, kültürünü öğretiyoruz. Tabi burada sadece bağlama çalmayı ve türkü söylemeyi öğretmiyoruz. Aynı zamanda yöresel giysimiz olan ehramı da giysi olarak kullanıp, geleneğimize, kumaşımıza sahip çıkıyoruz. ‘Genç Ozanlar Korosu’ ve ‘Bayburt Sazendeleri’ ekiplerinde yer alan öğrenci sayımız 80′e ulaştı. Bundan sonraki hedefimiz Bayburt’ta her yıl geleneksel olarak kutlanan ‘Uluslararası Bayburt Dede Korkut Kültür ve Sanat Festivali’nde 100 kişinin yer alacağı ‘Bayburt’un 100 Akları’ adlı koro ile konser vermek.”

Bağlama kursu öğrencilerinden Sümeyye Polat, derslerinden arta kalan zamanı önceden iyi değerlendiremediğini belirterek, “Şimdi ise boş zamanlarımı bağlama çalarak değerlendiriyorum” dedi.

Polat, bağlama çalmanın çok zor olduğunu ancak öğrendikten sonra çok keyif aldığını ve eğlendiğini de sözlerine ekledi.

Büyükşehir Belediyesi Erzurum’a Bağlama ve Kemençeli Müzik Ziyafeti Çekecek

16 Mayıs 2012

Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Bahar Şenlikleri’, müzik ziyafetiyle devam ediyor. Türk Halk Müziği’nin (THM) sevilen seslerinden Erdal Erzincan, dünyaca ünlü enstrümantalist ve kemençe virtüözlerinden İranlı Kayhan Kalhor’la birlikte Erzurum’da sahne alacak. Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan konsere, yerli ve yabancı misafirler de katılacak.

Büyükşehir Belediyesi, 17 Mayıs Perşembe günü Erzurum’a müzik ziyafeti çekecek. Bağlama ustası Erdal Erzincan’la İranı’nın en donanımlı enstrümantalist ve bestecilerinden olan Kayhan Kalhor’u Erzurumlu müzikseverlerle bir araya getirecek olan Büyükşehir Belediyesi, 18 Mayıs Cuma günü de, İranlı ses sanatçısı Nevid Musmir’i konuk edecek.

Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından organize edilen konser programıyla ilgili olarak bir açıklama yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, “Bağlama ve kemençenin sesleri Erzurum’da harmanlanacak” dedi.

Bahar Şenlikleri kapsamında Erzurum’a gelecek olan Erdal Erzincan’ın, Türk Halk Müziği’nin sevilen seslerinden birisi ve aynı zamanda bir bağlama ustası olduğunu anlatan Başkan Küçükler, İranlı Kayhan Kalhor’un da, dünyaca ünlü kemençe virtüözü olarak müzik dünyasında yer edindiğini söyledi. Küçükler, “Ev sahipliğini yaptığımız konser, sıradan bir müzik programı olmayacak. Konserde bağlama ve kemençe adeta yeniden dile gelecek” diye konuştu.

Erdal Erzincan ve Kayhan Kalhor konserinin 17 Mayıs Perşembe, İranlı ses sanatçısı Nevid Musmir’in konserinin ise, 18 Mayıs Cuma günü gerçekleştirileceği bilgisini veren Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, her iki programın da saat 18.00′de başlayacağını hatırlattı.

Başkan Küçükler, Bahar Şenlikleri kapsamında İranlı sanatçılara da yer veriliyor olmasını kültürlerin kaynaşması şeklinde değerlendirerek, “Büyükşehir Belediyesi olarak İran’ın Tebriz kentiyle ‘Kardeş Şehir’ protokolü imzalamıştık. Bu doğrultuda da karşılıklı etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Konuklarımız arasında İranlı sanatçıların bulunuyor olması, yaptığımız kültürel işbirliğinin bir parçası” ifadelerini kullandı.

Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi’ndeki konserlere tüm Erzurum halkını davet eden Başkan Küçükler, “Müzik ziyafetine ve coşkumuza ortak olmak isteyen herkesi yanımızda görmekten büyük mutluluk duyacağız” dedi.

İtalyan Gitaristten Türk Müziğine Övgü

16 Mayıs 2012

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nce düzenlenen Bahar Şenlikleri kapsamında konser vermek için Türkiye’ye gelen Mascolo, konserin ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Türkiye’ye üçüncü kez geldiğini belirten Mascolo, Türk müziğinde özellikle bağlama ve kanun gibi enstrümanları çok beğendiğini söyledi.

Bağlamanın dünyaya tanıtılması gerektiği belirten Mascolo, ”Bağlama çalan sanatçılar festivallere katılarak bağlamayı tanıtmalı. Yurt dışındaki profesyonel müzisyenler bile bağlamanın varlığından bihaber. Bu çok büyük bir kayıp. Bağlama, dünyanın tanıması gereken bir müzik aleti” dedi.

Mascolo, Türkiye’de enstrümanların daha ön planda olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu.

”Türkiye’de televizyonda çok sayıda müzik kanalı var. Türk halk müziği olsun, Türk sanat müziği olsun çok fazla enstrümantal müzik kanalları var. Fakat İtalya’da daha çok sesi ön plana çıkarıyorlar. İtalya’da daha çok şarkı önemli. Enstrümantal müzik daha arka planda. Bu da Türk müziğinin güzelliği. Türk müziği flamenko kadar güçlü bir müzik tarzı olmasına rağmen flamenkokadar tanınmıyor,  daha fazla tanıtım yapılması lazım.”

Müzik eğitimine küçük yaşlarda başlayan Antonio Mascolo, 2001′de Benevento MüzikKonservatuvarı’ndan birincilik ve ”Cum Laude” özel mansiyon ödülleriyle mezun oldu.Konser programı klasik, tango ve kendi bestelerinden oluşan sanatçı, Türkiye dahil olmak üzere Avrupa’da birçok festivalde konser verdi. Mascolo, 1992-2000 yıllarında düzenlenen  çeşitli yarışmalarda birincilik ödülüne layık görüldü. AA

Aşıklar Şöleni 16 Mayıs`ta

15 Mayıs 2012

Fırat Üniversitesi ile Elazığ Valiliği’nin ortaklaşa düzenlediği “Âşıklar Şöleni” 16 Mayıs 2012 tarihinde Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.  Toplumun sözcüleri olarak nitelendirilen âşıklar, Fırat Üniversitesi’nde bir araya gelerek saz eşliğinde hünerlerini sergileyecekler.
Günümüzde Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güney Anadolu gibi belirli bölgelerin dışında örneklerine fazlaca rastlanmayan ve önemli bir kültüre işaret eden âşıklık geleneği, Elazığ’da yeniden hayat bulacak. “Genellikle, şiirlerini saz eşliğinde, doğaçlama, hece vezniyle ve dörtlük esasına göre söyleyen, bir kısmı badeli olan, bazıları halk hikâyesi de anlatan sanatçılar” olarak tanımlanan âşıklar; toplumun sevinçlerini, üzüntülerini ve coşkularını dillendiren birer sözcü konumundadırlar.
Yöremizde örneklerine hemen hemen hiç rastlamadığımız bu geleneği bütün Elazığ halkıyla hep birlikte yaşamak amacıyla Fırat Üniversitesi Rektörlüğü ve Elazığ Valiliği’nin birlikte düzenlediği “Âşıklar Şöleni”, 16 Mayıs 2012 tarihinde Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Saat 19.30’da başlayacak olan şölene Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden sekiz âşık katılacak.
Osmaniye’den Abdullah Gizlice, Aydın’dan Ağrılı Muhsin Özen (Muhsin Yaralı), Bursa’dan Turabi mahlasıyla bilinen Erzurumlu Temel Şahin, Hatay’dan “Gül Ahmet” mahlasıyla bilinen Gaziantepli Ahmet Yiğit, İstanbul’dan Ercişli Ahmet Poyrazoğlu, Denizli’den “Ozan Nihat” mahlasıyla bilinen Nihat Sönmez, Adana’dan “Eyyubi” mahlasıyla tanınan Eyüp Tadil ve Antalya’dan Selahattin Kazanoğlu’nun katılacağı Âşıklar Şöleni’nde Elazığ’da fazlaca bilinmeyen bir geleneği tanımak ve yaşamak mümkün olacak.
“Aşıklar Şöleni”
Tarih : 16 Mayıs 2012
Saat : 19.30
Yer : Atatürk Kültür Merkezi (AKM)

Korkmaz’ın ilk albümü çıktı

15 Mayıs 2012

Türk halk müziğinin genç seslerinden Özgür Korkmaz’ın ilk albümü “Kahtar” Seyhan Müzik etiketiyle çıktı.

Aranjörlüğünü Önder Meral’in yaptığı albümde Sivas, Tokat, Kars, Urfa, Erzurum, Azerbaycan, Kuzey Bulgaristan ve Giresun’a ait 8 eser bulunuyor. Bu yolculuğunda albümde bağlamasıyla Ümit Yılmaz, Kuzey Bulgaristan türküsüne de Hüseyin Turan eşlik ediyor.

Albümün klip çalışmasını “Ayletme Beni” isimli türküye çekmeye hazırlanan sanatçı Korkmaz, KARSAV(Karşıyaka Kültür Sanat Vakfı) T.H.M. koro şefliğinin yanında bağlama ve solfej dersleri vermeyi de sürdürüyor.

Erzincan’dan gelip İzmir’e yerleşen Korkmaz ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Öznur Korkmaz, ilk bağlama, nota, solfej ve repertuar derslerini 13 yaşında almaya başladı.

2000 yılında Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü’nü derece ile kazanan Korkmaz, üniversitedeki müzik eğitimine devam ederken Başbakanlık Gençlik ve Spor Müdürlüğü Türk Halk Müziği “’Jüri Üyeliği” görevinde bulundu. Öğrenim hayatı boyunca bir çok konser ve festivale katılan sanatçı, ses eğitimi bölümünü 2005 yılında dereceyle bitirdi. pek çok sanatçının albüm ve konserlerinde vokalistlik yaptı.

İzmir’deki Tahtacı Şenliğinde Türküler Yarıştı

15 Mayıs 2012

CHP’nin İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu ve Muğla Milletvekili Tolga Çandar, TBMM’de “kürsü”, sahnelerde “türkü” yoldaşı!

Tahtacı Şenliği’nde Çandar – Moroğlu Düeti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu ve Muğla Milletvekili Tolga Çandar, yurttaşlara bu kez Meclis Kürsüsü’nden değil, sahneden türkülerle seslendi.

Aynı partiye mensup iki milletvekilinin “kürsü” yoldaşlığı, “türkü”de de devam edince; siyasetin gerilimli ve yoğun gündemi yerini saz ve sözün büyüsüne bıraktı.

Bornova Belediyesi’nin katkılarıyla Aşık Veysel Rekreasyon Alanı Amfitiyatrosu’nda düzenlenen Tahtacı Şenliği’ne katılan CHP Milletvekilleri Mustafa Moroğlu ve Tolga Çandar, sazı ve sözüyle etkinlik katılımcılarının coşku dolu anlarına ortak oldu.
Ege türküleriyle tanınan ve sazıyla sahneye gelen Tolga Çandar’ı, Bornova Belediye Başkanı Kamil Sındır, Milletvekili Mustafa Moroğlu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Başkanı Yolcu Bilginç’in yanı sıra rengarenk yöresel kıyafetleriyle Tahtacı kadınlar karşıladı.

Bir çiçek bahçesini andıran sahnede şenlik katılımcılarının alkışları arasında sahneye gelen Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır, CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar’ın, düzenledikleri şenliğe katılmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi ve sanatçıya anı plaketi takdim etti.

Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’nun orman köylerinde yaşayan, ağaç işçiliğiyle uğraştıkları için “Tahtacı” denilen İzmirli Türkmen Alevilerine seslenen Başkan Sındır, “Her zaman yanınızdayız, size destek vermeye hazırız. Sonuçta hepimiz aynı yoldayız, aynı yolda da olmaya devam edeceğiz. Gönül, yürek, akıl ve düşünce birlikteliği bizim yolumuzu aydınlatıyor” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu da, “Türkiye’nin özgür düşüncesine ve demokrasi mücadelesine güç verenler” olarak tanımladığı Tahtacıların şenliğinde türkü söylemekten onur duyduğunu söyledi. Moroğlu, “Yıllardır, kültürlerinizi ileriye götürmeyin, çocuklarınıza öğretmeyin diyenlerin bütün baskılarına ve zulmüne rağmen, inadına kültürünü yaşatan Tahtacıların direncine selam olsun. Dünyayı kucaklayan barışçı bir felsefeyi en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde yaşattığınız için sizi kutluyorum” diye konuştu.

Söz sırası saza geldi. Çandar’ın “Merhaba”sı da türküyleydi. Bazı Ege türkülerini seslendirdikten sonra Milletvekili Moroğlu’nu sahneye davet eden Çandar, daha önce Denizli’de, Uşak’ta çeşitli festivallerde birlikte türkü söyledikleri bilinen “kürsü arkadaşı”yla bu kez “Türkü yoldaşlığı” yaptı.

Moroğlu ve Çandar düetinin final türküsü, Tahtacılarla birlikte seslendirdikleri “Leylim ley” oldu.

Arif Sağ İş Sanat’ta

03 Mayıs 2012

Halk müziğinin yaşayan en büyük ustalarından Arif Sağ 12 Mayıs Cumartesi akşamı İş Sanat’a konuk oluyor. Özgün bir projeyle sahnedeki yerini alacak Arif Sağ’a, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli geleneksel müzik sanatçılarından Tolga Sağ ve Erdal Erzincan eşlik ediyor.

Konserlerindeki ustalıklı bağlama performansı, güçlü ve büyüleyici doğaçlamaları ve türkülerinin güzelliğiyle tanınan Arif Sağ günümüz “deyiş” türünün en yetkin isimlerinden biri olarak tanınıyor. Arif Sağ, elli yıla yaklaşan sanat yaşamında Türkiye ve dünyanın birçok yerinde verdiği konserleri, sayısı 45’i bulan albümleri, televizyon ve radyo programlarıyla kendini Anadolu aşık müziğine adadı. Sağ, aynı zamanda halk müziğinin en önemli enstrümanı denebilecek bağlamayı genç nesillere sevdirerek popüler kültürle birlikte gittikçe unutulmaya başlayan bir müzik kültürünü tekrar gündeme getirmeyi başardı.

Sanatçının 1995 yılında çıkan Umut’ adlı albümünde seslendirdiği bir türküyle profesyonel müzik yaşantısına ilk adımını atan projenin mimarlarından oğlu Tolga Sağ da büyük ustaya eşlik ediyor. Yurtiçi ve yurt dışında verdiği konserle bağlama ve halk müziğinin tanıtımında büyük bir rol üstlenen Erdal Erzincan ise sesi ve sazıyla projeye renk katıyor.

12 Mayıs akşamı İş Sanat seyircilerini halk müziğinin en güzel ezgileri eşliğinde Anadolu müzik tarihine doyumsuz bir müzikal yolculuk bekliyor.

ARİF SAĞ & TOLGA SAĞ & ERDAL ERZİNCAN
Üç Tel Üç Nefes

Tarih: 12 Mayıs Cumartesi
Saat: 20.00
Yer: İş Sanat

Bilet fiyatları:
1. Kademe 35 TL   2. Kademe 30 TL

Satış noktaları:

İş Sanat Ana Gişe – 0212 316 10 83

Biletix – 0216 556 98 00

Sanatçıyı Sanatçı Yapan Egosudur

01 Mayıs 2012

‘Renkli-Türkçe’ adlı yeni albümü ile müzikseverlerin karşısına çıkan Bağlama ustası Ahmet Koç; bu kez enstrümantal çalışmalarının yanı sıra Betül Demir, Gripin, Kibariye ve Göksel’le yaptığı düetlere de yer verdi. Sanatçılığının yanı sıra aynı zamanda MüzikYorumları Meslek Birliği (MÜYORBİR) Başkanı da olan Koç, yeni albümünü ve müzik sektöründeki gelişmeleri yorumladı.

Yeni albüm nasıl oluştu anlatır mısınız?

Üç-dört yıl önce enstrümantal şarkılardan oluşan ‘Sözün Bittiği Yer’ isimli albümüm çıktı. Bu sefer kendi tarzımın dışında farklı bir şey yapmak isteyince; Gripin, Kibariye, Betül Demir ve Göksel’e teklif götürdüm; onlar da kabul etti.

ARTIK HER ŞEY DİJİTAL

Daha önce de yabancı şarkıları bağlamayla yeniden yorumlamıştınız. Her albümde farklı tarzlar sunuyorsunuz. Bundan sonrası için, ne gibi planlarınız var?

Bir dahaki albümün çok daha farklı olacağını söyleyebilirim. Şimdiden üç-dört yıl sonrası için çalışmalara başladım. MÜ- YORBİR Başkanı olduğumdan dolayı bütün albümleri gözlüyorum; zaten kafamda da buna göre projeler oluşturuyorum.

Albümlerin satışlarının gitgide azaldığı bu dönemi, MÜYORBİR Başkanı olarak nasıl değerlendirirsiniz? Dijital platformların müzikteki yeri için ne derseniz?

Şöyle söyleyeyim; üç ay önce Cannes’daki müzik fuarındaydım; orada bu işlerin nasıl işlediğini gördüm. Dijital alemin ne kadar ilerlediğine şahit oldum. Artık eserlerinizi internet üzerinden pazarlıyorsunuz, burada önemli olan ise bu platformları yasal hale getirmek ve buradan bir kazanç elde etmek… Bu yalnızca sanatçı için değil, eser sahibi için de geçerli… O yüzden sanal dünyayı denetim altına almak gerekiyor. ‘Denetim yeterince var mı?’ derseniz; hayır, yok! Bu anlamda çok gerideyiz.

Günaydın’ı Twitter’da takip edin http: //twitter.com/gunaydingazete

MÜZİKTE ÇOK YOL KATET İK!

Geçtiğimiz günlerde albüm satış rakamları açıklandı. Her sanatçı “En çok ben sattım” diyor. Siz, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sanatçıyı sanatçı yapan egosudur. Herkes kendini haklı olarak star olarak görüyor. Bunu garipsemiyorum. Çünkü sanatçı dünyası çok farklı…

Peki, son yıllarda yapılan müziği nasıl buluyorsunuz?

Bir kere teknolojik olarak Avrupa’yla değil, Amerika’yla yarışır durumdayız. Artık dünya çapında müzisyenlerimiz var. Türkiye’de yapılan albümler; Madonna’nın albümüyle altyapı anlamında yarışabilecek düzeyde… Ortadoğu’dan buraya gelip albüm yaptıran sanatçıları biliyorum. Türkiye’nin müzik konusunda çok yol katettiğini ve bu anlamda daha da yol katedeceğini düşünüyorum.

MÜZİĞİ DEĞERLİ KILACAĞIZ!

MÜYORBİR olarak çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz? Korsan sitelerle ilgili yasada çok büyük eksiklikler var. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda olumlu anlamda, çok büyük bir değişiklikler oluyor. İnternet yasası ile ilgili olarak, çok büyük yaptırımlar geliyor. Bundan sonra her önüne gelen, istediği eseri bulup, indirip dinleyemeyecek. Bunun için para ödeyecek. Müziği değerli kılmak için yasal yollardan satışını yapacağız. Halka açık alanlarda, müzik kullanan yerlerin lisanslanması daha da kolaylaşacak. Telif Hakem Kurulu olacak ve köklü değişiklikler yapılacak. Meslek birliklerinin de bu konuda üzerine büyük bir görev düşüyor. Biz de görevimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz.

DUYGUDAN UZAKLAŞTIK

Müzik duygu ile yapılan bir şey… Şarkılar dijital ortamda olunca duygu azalıyor mu?

Hayır, o bir alışkanlık meselesi… Aynı olayı ben, kasetten CD’ye geçerken de yaşadım. Kasetten sonra CD, insanlara soğuk, sanal bir şeymiş gibi geldi. Ama aslında müzik dünyasına çok büyük kolaylıklar getirdi. Ancak ben son dönemde insanların mekanikleştiğini düşünüyorum. Yaşanılan koşullarla ilgili olarak, dünya duygudan uzaklaşıyor. Dolayısıyla besteci de, söz yazarı da bundan etkileniyor. Genel sorun bu bence.

Tarkan BİZİM DÜNYA STARIMIZDIR

Dünya çapında bizi en iyi şekilde temsil eden sanatçımız kim sizce?

Bence Tarkan, bizi yurt dışında en güzel şekilde temsil ediyor; bizim dünya starımız… Geçenlerde Kazakistan’da bir kulübe gittik; Tarkan çalıyor ve Türkçe’yi bilmeyen Kazaklar bile Tarkan’a eşlik ediyordu. Bence müzik her şeyin üstünde… Başarılı bir şey yaptığınız zaman, mutlaka fark ediliyorsunuz. Edip Akbayram’lar, Barış Manço’lar halen çalınıyorsa, bu iyi müzik yaptıklarına işarettir. Genç müzisyenler, onların peşinden giderse başarılı olurlar.

Hem Yapıyor, Hem Çalıyor

30 Nisan 2012

Gümüşhane’de 33 yıldır bağlama yapan, çalan ve öğreten sanatçı Sezai Özdemir (54), şehirde sanata olan ilgi azalınca köyüne geri döndü. Sanattan kopamayan Özdemir, köyündeki atölyesinde saz başta olmak üzere çeşitli müzik aletleri üretimine devam ediyor.

Merkeze bağlı Çamlıköy köyünde doğan ve keman çalan bir baba, saz çalan bir dedenin 8 torunundan birisi olan Özdemir’in ailesi atadan beşiğe sanatçı. Özdemir’in 2 kızı gitar, oğlu da saz çalabiliyor.

Müzik hayatına 1979 yılında Ankara’da Devlet Konservatuarında başlayan Özdemir, bugün itibarı ile 12 enstrümanı çalabiliyor. Ankara’da Tokat’lı radyo sanatçısı Lütfi Akan’la birlikte bağlama yapmaya başlayan Özdemir, 33 yıldır ara vermeden bağlama üretiyor. Köyüyle irtibatını da hiç kopartmayan Özdemir, Gümüşhane il merkezindeki kursunu sosyal faaliyetlerin gerilemesi, kendilerine kimsenin sahip çıkmaması ve sanata olan ilginin azalması sonucunda temelli olarak köyüne geri döndü. Kendi elleriyle yaptığı atölyesinde 22 yıldır bağlama üreten Özdemir, bağlamanın yanında mey, zurna gibi nefesli sazları ve gitar yaptığını söyledi.

DUT AĞACI BAĞLAMA OLUP, TÜRKÜLERE SES VERİYOR

Yaptığı bağlamanın tamamen organik olduğunun altını çizen Özdemir, kendi köyünde ki dut ağacından yaptığı bağlamanın kapağının Kürtün ilesindeki ladin ağacından, sapını da yine Kürtün ilçesindeki ardıç ve gürgen ağaçlarından imal ettiğini ifade etti. Bir sazın yapımının en az 1 hafta sürdüğünü dile getiren Özdemir, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir tarafından gelen siparişlere göre bağlama yapıp yolladığını ifade etti. Özdemir, sipariş üzerine yaptığı el yapımı bağlama ve sazların bugüne kadar en uzak olarak Hollanda ve Almanya’ya gönderdiğini de sözlerine ekledi.

Özdemir, köydeki imalathanesinde ürettiği sazın yaprak saz olduğunu, bir de oyma saz denilen bir üretim tekniğinin olduğunu belirterek, son yıllarda yaprak saza rağbet gösterildiğini fakat yavaş yavaş yine oyma saza dönüş olduğunu kaydetti. Sanata başladığı ilk yıllarda sazları “oyma saz” yaptıklarını, 1980’li yıllarda yaprak saz imalatının ön plana çıkıldığını dile getiren Özdemir, “O zaman oyma saz bir kenara itilmişti. Yaprak saz çok pahalıydı. Bütün sazcı arkadaşlar yaprak bağlamaya yönelmişti. 27 yılın ardından tekrar sektör oyma saza dönmeye başladı” dedi.

“Hem yapıyoruz, hem icra ediyoruz, hem de öğretiyoruz” diyen Özdemir, sanatının ilk yıllarında Özay Gönlüm’e de cura yaptığını da ifade etti.

Nida Ateş Çsm’de Dostlarıyla Buluştu

29 Nisan 2012

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin müzik dolu akşamlarının önceki akşam ki konuğu Türk Halk Müziği’nin usta yorumcularından Nida Ateş oldu.

Saz arkadaşları Abdurrahman Tarikçi, Mustafa Göçer, Uğur Ömür ve Haluk Devrim eşliğinde sahneye gelen Ateş, yurdun dört bir yanından seslendirdiği eserleriyle izleyenlere türkü dolu bir akşam yaşattı. Nida Ateş dinletisini çalışma arkadaşlarıyla birlikte izleyen Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, sanatçıya çiçeğini takdim ederken Çankayalılar adına teşekkür ederek türkü dolu akşamlarda kendisini daha görmek istediklerini söyledi.

Ali Ekber Çiçek Mezarı Başında Anıldı

29 Nisan 2012

Türk Halk Müziği üstadı Ali Ekber Çiçek, ölümünün 6. Yılında, Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre beldesi Kahtakuşlar Köyü’ndeki mezarı başında sevenleri ve dostları tarafından anıldı.

Güre Belediyesi, her yıl düzenlediği programlar ile Ali Ekber Çiçek’i anarken, bu yılki törene, sevenleri, Türkiye’nin saz ustaları Erdal Erzincanlı ve Bahattin Turan katılırken, rahatsızlığı nedeniyle Arif Sağ katılamadı. Ali Ekber Çiçek’in eşi Can ve kızı Ebru Çiçek te törende gözyaşlarını tutamadı. Anma töreni kapmasında Tahtakuşlar Köyü’nde tüm halka pilav ve ayran ikram edildi. Yüzlerce kişi, Ali Ekber Çiçek’in mezarı başına gidip dua etti ve mezara karanfiller bıraktı.

Anma programı, Güre beldesinin İskele Mahallesi’nde gerçekleşen konser ile devam etti. Anma programına Edremit Kaymakamı Osman Tunç ta katıldı ve Çiçek’in eşi ve kızı ile görüştü. Ünlü saz ustaları Erdal Erzincanlı ve Bahattin Turan’ın konserini çok sayıda vatandaş beğeniyle dinledi. Konser öncesinde Ali Ekber Çiçek’in eşi Can Çiçek kısa bir konuşma yaptı ve Ali Ekber Çiçek’i anlattı. Daha sonra konuşan Güre Belediye Başkanı Kamil Saka ise, “Ali Ekber Çiçek büyük bir üstat idi. Onu unutmadık ve unutturmayacağız. Programımıza katılan herkese teşekkür ediyor, merhum Ali Ekber Çiçek’in eş dost ve akrabalarına sabırlar diliyorum” dedi.

Adem Kazan İlk Albümünü Çıkarıyor

28 Nisan 2012

Fethiyeli saz sanatçısı  Adem Kazan, mayıs ayında piyasaya çıkacak olan albümü için hummalı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

Albüm hazırlıklarını profesyonel saz sanatçıları ile birlikte yoğun bir şekilde sürdüren Fethiyeli mahalli sanatçı Adem Kazan,birbirinden güzel, çoğunluğu yöre türkülerinden oluşan türkü albümünün mayıs ayı içerisinde piyasaya çıkacağının müjdesini verdi. Albüm çalışmaları ile ilgili bilgi veren sanatçı Adem Kazan, şuanda İstanbul’daki stüdyo çalışmalarını tamamladık.Stüdyo çalışmalarında birbirinden değerli saz sanatçısı arkadaşlarım albümümün hazırlanışına büyük emek verdiler.Çalışmalarımızı İstanbul’da sürdürmeye devam ediyoruz.Basın ve dağıtım aşamasına gelindi.Bir aksilik olmazsa mayıs ayı içerisinde albümümüz müzik marketlerde yerini alacak.Akabinde tanıtım konseri gerçekleştireceğiz.

Yöremizin müzik kültürünü yansıtacak olan bu albümde türkülerimizin otantik yapısını bozmamaya gayret ederek titizlikle çalıştık. Büyük gayretlerle ve özveri göstererek üzerinde çalıştığımız bu projenin,kültürel alandaki yozlaşmaya karşı bir ışık, bir umut olarak yer almasını hedeflemekteyim.Aynı zamanda Ege,Akdeniz ve Teke yöresi türkülerine yeni bir ses yeni bir nefes kazandırmak amacım.
Çalışmalarıma başından bu yana büyük destek veren Fethiye Belediye Başkanım Sayın Behçet Saatci’ya, Kültür Merkezi Müdürüm Sayın Muammer Şahin’e, Stüdyo Şerpe Volkan Kaplan’a ve Sazlarıyla albümümüze ruh veren saz sanatçısı arkadaşlarıma,teşvik eden,destek veren herkese sonsuz teşekkürler ediyorum.

Bağlama Eğitimine Minikler Daha Fazla İlgi Gösteriyor

27 Nisan 2012

Kapadokya Eğitim Merkezi (KAPEM) tarafından 21. eğitim döneminde açılan eğitici kurslardan biri olan Bağlama kursuna, çocuklar daha fazla ilgi gösteriyor.

Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılan Bağlama kursunda, kurs eğiticisi Ersin Tunç’un Cumartesi ve Pazar günü verdiği eğitime 54 kişi katılıyor.Eğitime özellikle küçük yaştaki kız ve erkek çocukların ilgi gösterdiği dikkat çekiyor.

İzmek’in Müzik Kurslarına Yoğun İlgi

27 Nisan 2012

İzmit Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (İZMEK) bünyesinde açılanmüzik kurslarına büyük ilgi var.

Halk Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa açılan İZMEK merkezlerindeki 6 sınıfta açılan bağlama kursuna 66, 12 sınıfta açılan gitar kursuna 296, 6 sınıfta açılan keman kursuna 94 ve 2 sınıfta açılan ney kursuna da 81 kursiyer katılıyor. 7 den 70’e kadar bir çok kursiyerin katıldığı müzik kursları neşe içinde geçiyor. Konunun uzmanları tarafından müzik eğitimi alan kursiyerler arasında ulusal kanallardaki yarışmalara katılan da var. Yetenek Sizsiniz ve O Ses Türkiye adlı yarışmalarda elemeleri geçen İZMEK’in gitar kursiyeri olan Alara Canay Canapha, müzik kurslarına katılan diğer kursiyerlere de örnek oluyor. Gitar, keman, bağlama ve ney kursiyerleri hep kurslarda öğrendiklerini müzik dinletileri etkinlikleriyle sınama imkanı da buluyor. Kursiyerler, müzik kursları sayesinde çok hoşvakit geçirdiklerini belirtip böyle bir imkanı sağladığı için İzmit Belediyesi’ne teşekkür ettiler.

Ahlat İçin Bir Saz Birsöz Müzik Yarışması Yapıldı

26 Nisan 2012

Bitlis’in Ahlat ilçesinde ilk ve orta dereceli okullar arası ‘Ahlat İçin Bir Saz Bir Söz’ müzik yarışması düzenledi.

Ahlat Kültür Merkezi’nde, Ovakışla İlköğretim Okulu Müzik Öğretmeni Semah Açıkel ve Sadullah Gencer Anadolu Lisesi Müzik Öğretmeni Özlem Atay’ın organizasyonunda yapılan yarışmaya Ahlat ilçe merkezi, Ovakışla Beldesi ve Taşharman Köyü’nden katılan 26 öğrenci söyledikleri şarkılarla müzik ziyafeti sundu. Yarışmada ayrıca ilçede göre yapan müzik öğretmenlerinin ve Ziraat Bankası Müdürü Nevzat Nadiroğlu’nun söylediği türküler programa renk kattı.

Yarışma öncesi konuşma yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Zeynel Kılıç sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerin eğitim ve öğretimin tuzu biberi olduğunu söyledi. Kılıç; “Bu etkinlikler ve faaliyetler öğrencilerimize şekil veren, özgüven kazandıran

ve toplum içinde sosyalleşmelerini sağlayan etkinliklerdir. Bu günkü organizasyon gerçekten geniş çaplı oldu. Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Daha sonra yarışmaya katılan 26 öğrenci jüri önünde Türk

Halk Müziği, pop, bağlama ve gitar dallarında performanslarını sergiledi. Müzik şöleni havasında geçen yarışma sonunda Türk Halk Müziği dalında Sadullah Gencer Anadolu Lisesi öğrencisi Bahar Savun ve Şehit Sümmani Görgen Yatılı İlköğretim Bölge Okulu öğrencisi Hümeyra Yıldız birinci olurlarken,

Çok Programlı Lise öğrencisi Erhan Aslan ikinci, Selçuklu Lisesi öğrencisi Ayşe Aydoğan ise üçüncü oldu. Pop dalında ise Alpaslan İlköğretim Okulu’ndan Halenur Bahar birinci, Yunus Ensari İlköğretim Okulu’ndan Rümeysa Gökbulkak ikinci ve Ovakışla Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’ndan Sırrı Bulut üçüncü oldu. Ayrıca yarışmada enstrüman kategorisi bağlama dalında Yunus Ensari İlköğretim Okulu’ndan Halil İbrahim Akyürek birinci, Sadullah Gencer Anadolu Lisesi’nden Ömer Güleş ikinci olurken, gitar dalında ise Yunus Ensari İlköğretim Okulu’ndan Feyza Babacan birinci oldu.

Horasan’da “Keman ve Bağlama” Kursu Açıldı

25 Nisan 2012

Horasan Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Bülent Akdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sosyal etkinlikler kapsamanda “Keman ve Bağlama Kursu” düzenlediklerini belirterek, kursun Turhan İlköğretim Okulu Müzik Öğretmeni Samit Küçük tarafından verileceğini söyledi.

Kursun 232 saat süreceğini ifade eden Akdemir, “Düzenlediğimiz kursumuza 28 kursiyer katıldı. Kurs sonunda başarılı öğrencilere sertifikaları verilecektir” dedi.

Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesinde, SBS, bayan kuaförlük, ebru sanatı, aşçılık, bilgisayar, İngilizce, halıcılık,masa tenisi gibi kursların devam ettiğini anımsatan Akdemir, “Önümüzdeki günlerde de erkek kuaförlüğü kursunu açmayı planlıyoruz” diye konuştu.

Kahta’da Ses Yarışması

25 Nisan 2012

Kahta İlçe Milli Eğitim Müdürlüğütarafından düzenlenen ilköğretim okulları arası ses yarışmasında öğrenciler, söyledikleri türkülerle salondakileri büyüledi.

Kahta Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen yarışmayaKahta Kaymakamı Metin Esen, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Akel, Milli Eğitim Müdürü Sadun Kılınç, Emniyet Müdürü Ergün Ülgür, kurum amirleri, eğitimciler, öğretmenler, öğrenciler ve yarışmacıların aileleri izledi. Toplam 10 öğrencinin katıldığı yarışmada söylediği türküyle en fazla oyu alan Kubilay İlköğretim Okulu öğrencisi Zeynep Açık birinciliği kazandı. Yarışmada ayrıca dereceye girenler için enstrümantal bağışları da yapıldı. İşadamı

Salih Beyazyıldız dereceye giren öğrencilere iki tane Bağlama hediye ederken, Samyeli Spor Derneği Başkanı Ali İhsan Uluçay da bir Bağlama hediye etti.

Ayvalık”ta Sanat Fabrikası”ndan Anadolu Türküleri Yükseldi

22 Nisan 2012

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık Sanat Derneği’ne ait Sanat Fabrikasından önceki akşam türkü melodileri yükseldi.

Ulaş Gençtür’ün hem solistliğini hem de bağlama virtüözlüğünü üstlendiği konserde; Gitar’da Hasan Yurtcan, Kaval’da Ali Armağan Batdal ve Perküsyonda Salih Sural’dan oluşan dört müzik adamı izleyenlere müthiş bir konser verdi. Anadolu’nun dört bir yanından türkülerin yer aldığı konserde, usta müzisyenlerin zaman zaman hareketli türkülerine alkışlarla eşlik eden izleyicilerin konserden son derece memnun ayrıldıkları ise dikkatlerden kaçmadı. Konser sonrasında görüşlerini aldığımız Ayvalık Müzik Derneği Başkanı Sadi Mastar, Ayvalık Sanat Fabrikasında her türlü sanatsal faaliyetlere kucak açtıklarına dikkat çekerek, “Bugün aynı gurubun ilk konserlerinde görmesinin ardından ikinci kez sahne almasını sağladık. Amacımız Kültür ve Sanatın başkenti olmaya namzet Ayvalık’ta Sanat Fabrikamızın sanatın kalbinin attığı yer olmasını sağlamaktır. Bu bağlamda önümüzdeki günlerde bir çok etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz” diye konuştu.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
Yorumlar


Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.
Tema : Sipsi v1
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.
Email
Print